Küresel Güç Mücadelesinin Dijital Cephesi: Türkçe Yayın Yapan Uluslararası Medya ve Türkiye’nin Yükselişi
- 25 Ekim 2026 Pazar
- Bu yazı 173 kez okundu
Küresel Güç Mücadelesinin Dijital Cephesi: Türkçe Yayın Yapan Uluslararası Medya ve Türkiye’nin Yükselişi
Soğuk Savaş’ın fiziksel sınırları, Berlin Duvarı’nın yıkılışıyla ortadan kalkmış gibi görünse de enformasyon savaşlarının cepheleri sadece kabuk değiştirdi. Dün kısa dalga radyolar üzerinden demir perde arkasına sızan "psikolojik harp" ve "kamu diplomasisi" enstrümanları, bugün algoritmaların, dijital platformların ve akıllı telefon ekranlarının arkasına gizlenmiş durumda. Sosyal medyada sıkça basitleştirilerek mizah konusu yapılan yapıların arka planı, aslında uluslararası ilişkiler ve kitle iletişimi literatürünün en soğuk teorileriyle örülüdür. Bu bağlamda DW Türkçe, BBC News Türkçe ve Independent Türkçe gibi platformların yayın stratejilerini, tarihsel süreklilik ve medya teorileri ışığında analiz etmek, günümüz Türkiye’sinin küresel konumunu anlamak açısından hayati bir zorunluluktur.
Tarihsel Süreklilik: Propagandadan "Yumuşak Güç" Operasyonlarına
Kitle iletişim kuramcısı Harold Lasswell’in daha I. Dünya Savaşı döneminde formüle ettiği "Propaganda Teknikleri", II. Dünya Savaşı ve Soğuk Savaş döneminde kurumsallaşmıştır. ABD’nin fonladığı Radio Free Europe/Radio Liberty ile Radio Free Asia gibi yapılar, hedef ülkelerdeki etnik, kültürel ve siyasi fay hatlarını tetiklemek amacıyla kurgulanmış enformasyon silahlarıydı.
Bugün karşımızda duran DW, BBC ve Independent gibi Türkçe servisler, bu tarihsel akımın dijital çağdaki doğrudan mirasçılarıdır. Medya çalışmalarında "Gündem Belirleme Rolü" (Agenda-Setting) ve "Çerçeveleme Teorisi" (Framing) olarak adlandırılan bilimsel gerçeklik, bu kanalların operasyonel mantığını açıklar. Bu platformlar çoğunlukla tamamen "yalan" haber üretmezler; ancak "Seçici Geçirgenlik" mekanizmasını kullanırlar. Hedef ülkedeki yapısal sorunları, ekonomik dalgalanmaları veya toplumsal kutuplaşmaları sürekli olarak büyüteç altına alırken, ülkenin yapısal başarılarını, stratejik hamlelerini ve küresel kazanımlarını sistematik bir şekilde görmezden gelir ya da "otoriterleşme" veya "istikrarsızlık" çerçevesine oturtarak sunarlar. Amaç, hedef ülke kamuoyunda bir "öğrenilmiş çaresizlik" ve kendi devletine karşı "güvensizlik" illüzyonu yaratmaktır.
Üç Farklı Ekran, Tek Bir Perspektif
Bu üç mecranın editoryal çizgisi incelendiğinde, yerel muhalefetin söylemleriyle olan organik paralellik dikkat çekicidir. Bu durum bir tesadüf değil, pazarlama ve algı yönetiminin rasyonel bir sonucudur:
- BBC News Türkçe: İngiliz devlet geleneğinin "mesafeli ve rasyonel" duruşunu taklit ederek, Türkiye’nin bölgesel politikalarını (örneğin Suriye, Doğu Akdeniz veya Kafkaslar politikasını) uluslararası hukuku zorlayan veya istikrarsızlık üreten hamleler olarak çerçeveleme eğilimindedir.
- DW Türkçe: Almanya’nın Türkiye ile olan yoğun göçmen bağı ve jeopolitik rekabeti doğrultusunda, daha agresif bir yayın çizgisine sahiptir. İç politikadaki kırılma hatlarını, insan hakları ve demokratik gerileme argümanları üzerinden sürekli canlı tutarak, Türkiye’nin Batı ittifakından kopuşunu tescillemeye çalışan bir dil inşa eder.
- Independent Türkçe: Körfez sermayesi ile İngiliz lisansının evliliğinden doğan bu yapı, daha entelektüel ve derinlikli dosya haber maskesi altında, Türkiye'nin bölgesel vizyonunu ve yumuşak gücünü törpüleyecek alternatif anlatılar üretmeye odaklanır.
Her üç kurum da Türkiye'deki ana akım medyanın dönüşümüyle oluşan okuyucu boşluğunu fark ederek, kendilerini "tek alternatif objektif mecra" olarak konumlandırır. Ancak fonlandıkları ülkelerin dış politika vizyonları ile Türkiye’nin çıkarları çatıştığında, editoryal bağımsızlık maskesi düşer ve devletlerinin resmi tezlerinin dijital birer sözcüsüne dönüşürler.
Yeni Türkiye Ekseni: Savunma Sanayii ve Yükselen Yıldızın Hedef Olması
Bu enformasyon bombardımanının son dönemde neden daha organize, daha agresif ve daha belirgin hale geldiğinin cevabı ise Türkiye’nin makro-stratejik dönüşümünde saklıdır.
Türkiye; özellikle savunma sanayiinde gerçekleştirdiği yerlilik devrimi (İHA/SİHA teknolojileri, TCG Anadolu, KAAN, hava savunma sistemleri vb.), terörle mücadelede sınır ötesinde kurduğu yeni güvenlik mimarisi ve çok kutuplu dünyada geliştirdiği otonom dış politika hatları ile artık sadece bir "kanat ülkesi" veya "uydurulan" bir aktör değildir. Kendi oyun planını kuran, oyun kurucu bir bölgesel güçtür.
Türkiye’nin askeri, teknolojik ve jeopolitik olarak bu denli hızlı güçlenmesi ve Batı’ya olan bağımlılığını asgariye indirmesi, küresel statükoyu derinden rahatsız etmektedir. Tam da bu yüzden, Türkiye sahada askeri ve teknolojik olarak durdurulamadıkça, enformasyon cephesindeki saldırıların dozu artmaktadır. Savunma sanayii başarılarının küçümsenmesi, yerli projelerin akamete uğrayacağına dair yaratılmak istenen şüphe iklimi ve Türkiye’nin küresel başarılarının birer "propaganda" malzemesinden ibaret olduğu algısı, bu Türkçe yayın yapan kanalların ana anlatısı haline getirilmiştir.
Sonuç olarak; karşımızdaki medya düzeni bir "kıskançlık" hissiyatıyla değil, güçlenen, kendi eksenini kuran ve Batı merkezli küresel hiyerarşiye meydan okuyan yeni Türkiye’yi enformasyon alanında dizginleme ve psikolojik olarak geriletme stratejisiyle hareket etmektedir. Sahadaki yükseliş devam ettikçe, dijital cephedeki bu nitelikli manipülasyon süreçleri de daha görünür ve daha keskin olmaya devam edecektir.
Küresel Algı Kuşatmasına Karşı Direniş Hattı: Devlet, Vatandaş ve Yeni Medya Okuryazarlığı
Uluslararası medya ağlarının ve dijital platformların Türkiye’nin stratejik yükselişini hedef alan nitelikli enformasyon operasyonlarını sadece tespit etmek yetmez; bu kuşatmayı yaracak toplumsal ve kamusal bir savunma doktrini inşa etmek zorunludur. Dijital çağın en temel kuralı, bugün bir aksiyom olarak karşımızda durmaktadır: "Eğer bir hizmete ücret ödemiyorsanız, satılan mal sizsiniz demektir." Bizler ücretsiz haber sitelerini kaydırırken, sosyal medya uygulamalarında vakit geçirirken sadece verilerimizi değil; algılarımızı, zihinsel bağımsızlığımızı ve nihayetinde milli kimliğimizi de küresel pazarın insafına teslim ediyoruz.
Kendi teknolojisini, kendi yerli dijital ekosistemini ve kendi kültürel anlatısını üretemeyen toplumlar, başkalarının kurduğu dijital arenalarda sadece birer "tüketici" ve "nesne" olarak kalmaya mahkumdur. Bu bağımlılığın bedeli ise ekonomik kayıpların çok ötesinde; yerelliğin, kültürel kodların ve milli değerlerin yavaş yavaş yitirilmesiyle ödenir. Peki, sahadaki askeri ve teknolojik başarılarımızı, zihin dünyamızda da korumak ve tahkim etmek için devlet ve vatandaş olarak ne yapmalıyız?
Devletin Stratejik Sorumluluğu: Siber Vatan ve Dijital Egemenlik
Devlet, sınırlarını koruduğu gibi "Siber Vatanı" ve vatandaşlarının zihin dünyasını da hibrit tehditlere karşı korumakla mükelleftir. Bu doğrultuda atılması gereken kamusal adımlar şunlardır:
- Fon Şeffaflığı ve Hukuki Denetim: Türkiye'de faaliyet gösteren, Türkçe yayın yapan ancak dışarıdan fonlanan tüm medya organlarının mali kaynakları tam bir şeffaflıkla denetlenmelidir. Vatandaş, okuduğu haberin arkasında hangi devletin bütçesi veya hangi küresel vakfın hibesi olduğunu açıkça görebilmelidir.
- Eğitimde Paradigma Depremi (Sosyal Medya Okuryazarlığı): Milli Eğitim müfredatındaki geleneksel "Medya Okuryazarlığı" dersi, günümüzün algoritma dünyasını kapsayacak şekilde radikal bir biçimde güncellenmelidir. Çocuklarımıza ve gençlerimize sadece gazete/televizyon analiz etmeyi değil; sosyal medya algoritmalarının nasıl çalıştığını, dezenformasyon tekniklerini, "deepfake" teknolojilerini ve önlerine düşen bir videonun arkasındaki psikolojik harp dinamiklerini saptayabilen birer "Dijital İstihbarat Analisti" vizyonu aşılanmalıdır.
- Yerli ve Alternatif Platformların Teşviki: Küresel tekellerin (Meta, X, Google) algoritmik ambargolarına karşı, yerli yazılım, arama motoru, sosyal ağ ve yapay zeka ekosistemleri devlet eliyle ve özel sektör iş birliğiyle stratejik olarak desteklenmelidir.
Vatandaşın Sorumluluğu: "Zihinsel Bağışıklık" ve Dijital Diyet
Enformasyon savaşında en ön cephe, bireyin bilincidir. Birer dijital tüketici olarak vatandaşların geliştirmesi gereken refleksler şunlardır:
- Teyit Kültürü ve Şüphe Kasını Geliştirmek: Önümüze düşen, özellikle öfke, umutsuzluk veya nefret duygularını tetikleyen haberlere karşı ilk refleksimiz "paylaşmak" değil, "durup düşünmek" olmalıdır. Doğrulama (teyit) platformlarını etkin kullanmak, bir haberi farklı ve yerli kaynaklardan kontrol etmek bir vatandaşlık görevidir.
- Algoritma Esaretinden Kurtulmak: Küresel platformların bizi kendi yankı odalarımıza hapsetmesine izin vermemek, dijital diyet uygulamak ve tek taraflı enformasyon bombardımanına karşı zihinsel bağışıklığı korumak hayati önem taşır.
Küreselleşen Köyün Kültürel Erozyonu: Dizilerden Netflix Dayatmalarına
Kendini geliştirmeyen toplumların, geliştirenlerin şartlarına uyarak kültürünü kaybetmesi riski, kendisini en çok eğlence ve kitle kültür endüstrisinde göstermektedir. Hatırlanacağı üzere, geçmiş yıllarda Batı menşeili sinema ve dizi sektörü, kültürel emperyalizmin bir kolu olarak bazı ülkelere yapımlarını bedava ya da çok ucuz maliyetlerle verir, böylece yaşam tarzı ihracı yapardı. Günümüzde ise bu durum Netflix, Disney+ gibi küresel dijital yayın platformları eliyle küresel bir tekele ve sistematik bir dayatmaya dönüşmüştür.
Eski dönemlerin (80'li, 90'lı yılların) ABD menşeili yapımlarında; ne kadar propaganda barındırırlarsa barındırsınlar aile, sadakat, toplumsal bağlar ve geleneksel insani değerler bir şekilde korunur ve yüceltilirdi. Ancak bugünün küresel dijital platform yapımlarında apayrı bir ajanda yürütülmektedir. Kendi orijinal yapımlarında adeta birer zorunlu kota gibi eşcinsellik ve cinsiyetsizlik ideolojisi dayatılmakta; uyuşturucu, ot ve alkol kullanımı "cool" (havalı) sembollerle estetikleştirilerek güzellenmektedir.
"Küresel Köy" illüzyonu altında, insanlığın binlerce yıllık ortak ahlaki, kültürel ve toplumsal değerleri altüst edilmeye, yerine ise köksüz, kimliksiz, değerlerden arındırılmış ve tamamen tüketime odaklı homojen bir kitle yaratılmaya çalışılmaktadır. Bu durum, sadece Türkiye'nin değil, tüm insanlığın karşı karşıya olduğu en büyük kültürel tehditlerden biridir. Sahada savunma sanayii ile kurulan güçlü kalkan, eğer kültürel ve zihinsel alanda yerli ve milli bir tahkimatla desteklenmezse, geleceğimiz küresel ekranların arkasından esir alınacaktır.
Bu kültürel erozyonun, küresel dijital platformların değer haritasının ve geçmişten bugüne yaşanan bu büyük kırılmanın sosyolojik boyutu, şüphesiz ki bir sonraki yazımızda çok daha derin ve geniş bir dosya olarak ele alınmayı hak etmektedir.
- Küresel Güç Mücadelesinin Dijital Cephesi: Türkçe Yayın Yapan Uluslararası Medya ve Türkiye’nin Yükselişi - 25 Ekim 2026 Pazar
- Şehir Merkezinde Tepinmeyi Bırakın Artık - 28 Temmuz 2026 Salı
- Eskişehir Büyükşehir’de Yönetim Krizi: Miras mı, İrade Eksikliği mi? - 5 Mayıs 2026 Salı
- Ünlüce Yine Dersine Çalışmamış: Mecliste Yanlış Soru - 15 Nisan 2026 Çarşamba
- Eskişehir’de Yine ESKİ Skandalı Gündemi Sarstı.. - 12 Nisan 2026 Pazar
- 24 Saatte Kapatılan Çukur: Telafi mi, Delil Karartma mı? - 18 Mart 2026 Çarşamba
- Belleksiz Bir Şehir: Eskişehir Kimin Hikâyesi? - 15 Mart 2026 Pazar
- Kuralları Savunmak mı, Kuralsızlığı Mazeretle Örtmek mi? - 10 Mart 2026 Salı
- 111 Konutla Övünmek mi, 15 Bin Konutu Görmezden Gelmek mi? - 26 Şubat 2026 Perşembe
- Çevre Yolunu Evirip Çevirip Konuşmaya Devam - 22 Şubat 2026 Pazar
- Halka Rağmen Dönüşüm Olmaz, Hele Ki Rant Hesapları İle Hiç Olmaz - 1 Aralık 2025 Pazartesi
- Eskişehir’i Babalarının Çiftliği Gibi Kullananlar, Bugün Çıkmış ‘Çiftliğe Çeviremezsiniz’ Diyor! - 14 Ekim 2025 Salı
- Bu Kafayla Hiçbir İşi Yapmaya Gerek Yok - 4 Ekim 2025 Cumartesi
- Mezbahasız Büyükşehir Olmaz! - 5 Eylül 2025 Cuma
- Emlak Vergisi Oyunu: Belediyeler Vatandaşı Soyarken Bakanlığa Suç Atıyor! - 1 Eylül 2025 Pazartesi
- Adalet de “Eşkıya Yılanoğlu”na Kaldı — Sahte Diploma Sahnesinde Tersyüz Olmuş Semboller - 8 Ağustos 2025 Cuma
- YEŞİL DALGA GELDİ, PEKİ YA ESKİ ZİHNİYET NE OLACAK? - 31 Temmuz 2025 Perşembe
- Bisiklet Yolları ve Kent Planlaması: Bir Dönüş Probleminin Düşündürdükleri - 25 Temmuz 2025 Cuma
- Pirince Giderken Eldeki Bulgurdan Olduk: Eskişehir Stadyum Tartışması ve Kaybedilen Milyonlar - 27 Haziran 2025 Cuma
- Nostaljik vagon, harika manzara ve enfes lezzetler kaynağı Ramazan usta! - 22 Mayıs 2025 Perşembe
- Yunus Emre’nin Adına Yakışmayan Tartışma - 5 Mayıs 2025 Pazartesi
- "İsim mi, Gelir mi? Eskişehirspor’un Stadyum Tartışması" - 28 Nisan 2025 Pazartesi
- Hukuk Tanımaz Tavırlar ve Sokakları Karıştırma Çabası - 24 Mart 2025 Pazartesi
- Köylünün Silosunu otel yapanlar kamusal çıkardan bahsediyor - 26 Nisan 2024 Cuma
- Son düzlükte değişim ile statükocular başa baş gidiyor - 27 Mart 2024 Çarşamba
- Belediyenin sadece kentsel dönüşüm değil, yol konusunda da karnesi kırık - 18 Mart 2024 Pazartesi
- Anketler o kadar mı kötü? Artık neden medet umacaklarını şaşırdılar - 13 Mart 2024 Çarşamba
- Neden Ünlüce olmamalı? - 13 Şubat 2024 Salı
- TOKİ’ye köstek olanlar TOKİ mağdurlarına destek oluyorlar - 5 Şubat 2024 Pazartesi
- Büyükerşen, 25 yılda 26 sözü tamamlayamadan başkanlığı bırakıyor - 12 Ocak 2024 Cuma
- Madem efsanesin, bağımsız aday ol da namın yürüsün bari!.. - 25 Aralık 2023 Pazartesi
- Ne yapacaktı Büyükerşen’e, herkesin içinde git mi diyecekti? - 17 Aralık 2023 Pazar
- Algı operasyonları anketlerle yeniden başladı - 1 Kasım 2023 Çarşamba
- 185 bin nüfuslu Linz’in tramvaylarıyla buraya kadar - 24 Ekim 2023 Salı
- Erşen değil, Engelşen (miş) - 2 Eylül 2023 Cumartesi
- Büyükerşen’in en zor seçimi olsa gerek! - 22 Ağustos 2023 Salı
- Çavuşoğlu Ak Parti’nin Büyükşehir Adayı mı? - 18 Ağustos 2023 Cuma
- Adam gibi davransaydınız da size oy verseydik!.. - 13 Ağustos 2023 Pazar
- Yerel seçimlere doğru Eskişehir’in hali.. - 8 Ağustos 2023 Salı
- Asrın seçiminde kazanan Türkiye Yüzyılı oldu - 29 Mayıs 2023 Pazartesi
- Ankara’nın Melih’i Var da Eskişehir’in Neden Olmasın - 31 Mart 2023 Cuma
- Yine aklımızla da hafızamızla da alay mı ediyorsunuz? - 26 Ocak 2023 Perşembe
- Açıklıyorum! Ben de Başkanlığa Adayım 26 Söz Veriyorum!... - 8 Eylül 2022 Perşembe
- Kendileri Kaçak Yapmaya Alışkın Olunca HER İNŞAATI KAÇAK SANIYORLAR - 4 Ağustos 2022 Perşembe
- 15 Temmuz’da Postallardan Medet Umanlara Karşı Meydandaydık - 15 Temmuz 2022 Cuma
- Eskişehir Basının Festival Sarmalı - 22 Haziran 2022 Çarşamba
- Yoga Bahane, Algı Şahane - 31 Mayıs 2022 Salı
- Yerel Medyanın Anketle İmtihanı! - 20 Mayıs 2022 Cuma
- Türktelekom’lu olmayan pişman, olan bin pişman! - 16 Nisan 2022 Cumartesi
- Bu da Nereden Çıktı! Kanalizasyon Katılım Payı İSTEDİLER - 12 Kasım 2021 Cuma
- Hamamyolu Sizin Dipsiz Kuyunuz mu? - 26 Eylül 2021 Pazar
- Karşı Olduğumuz Şey Tramvay değil, DRAMVAY - 29 Ağustos 2021 Pazar
- Kimliğinden Koparılmış Kentle TURİZM BURAYA KADAR! - 17 Ağustos 2021 Salı
- Emre Kınay’ın Sözleri ve YEREL YÖNETİM GERÇEĞİ - 4 Ağustos 2021 Çarşamba
- Bizim de İhtiyacımız Olan Böyle Projeler! - 22 Haziran 2021 Salı
- Reis Öder! - 27 Nisan 2021 Salı
- Kaskı Kafasına Takmayanın Maskesini Doğru Takmasını BEKLEME - 19 Nisan 2021 Pazartesi
- Gaziray ve Hatırlattığı Geçmiş: 8 Milyonluk FARK - 17 Mart 2021 Çarşamba
- “Yaptım ama Sor Bir Niye Yaptım” - 5 Mart 2021 Cuma
- Doktor Bu Ne? Şebeke Suyu Çay ve Yemek Yapmaya Müsait Değil mi? - 7 Şubat 2021 Pazar
- Peki Şimdi Tepebaşı Bölgesindeki Tüm Tarlalarda PREFABRİKLER Yükselirse! - 14 Ocak 2021 Perşembe
- Yol Muamması: Çevreyolu İhtiyaç mı Yoksa Sadece Hedef Şaşırtmaca mı? - 22 Aralık 2020 Salı
- Kart Akıllı Ama Uygulama İLKEL: Neden İnternetten Yükleme Yapılamıyor - 9 Nisan 2020 Perşembe
- Boş Binalar Ne Olacak ONU DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ? - 2 Nisan 2020 Perşembe
- Tülomsaş mı? 10 Santimetre Ne Kadar Önemliymiş Bir Kez Daha Düşünün.. - 6 Mart 2020 Cuma
- Canımızı Acıttın BÜYÜKŞEHİR - 4 Ekim 2019 Cuma
- Yerel İsrafa DUR DEMEYECEK MİSİNİZ? - 7 Mayıs 2019 Salı
- Asfalt Parası Yasal Zorunluluksa, KANUNLARI MI ÇİĞNİYORSUNUZ? - 17 Şubat 2019 Pazar
- Devlet Vatandaşına Tuzak Kurmaz! - 7 Ekim 2018 Pazar
- Ağustos Böceği ve Sigortası Atan Karınca MASALI - 1 Ağustos 2018 Çarşamba
- Bu Sorunun YANITI VAR MI? Asfalt Parası Alınmasın da Diyen Aynı Kişilerdi - 15 Aralık 2017 Cuma
- Bayramsa Bayramınız Mübarek Olsun (!) - 30 Ağustos 2017 Çarşamba
- Böyle Projeler Belediye Başkanlarında YOK - 22 Ağustos 2017 Salı
- Masanın Adı Beyaz da, Mavi de, Halk Da Olsa İCRAAT AYNI - 11 Ekim 2016 Salı
- Pimaşla GİDER, Ancak Bir Yere Kadar GİDER - 30 Temmuz 2016 Cumartesi
- Eskişehir’li Fikrinin Sorulmasına Alışkın Değil ki!.. - 21 Nisan 2016 Perşembe
- ETO: E(tine) T(üyüne) O(rtak mı) - 26 Ocak 2016 Salı
- Toplu Ulaşımdan Kaçan TRAFİKLE BOĞUŞUYOR - 13 Ocak 2016 Çarşamba
- 3. Üniversite Basiretsizliği: Herşey Kabak Hayaline Takıldı - 14 Ekim 2015 Çarşamba
- Sosyalmedyafobik Belediye Odunpazarı - 1 Temmuz 2015 Çarşamba
- KİMLİĞİNDEN KOPARILMIŞ ŞEHİR - 16 Nisan 2015 Perşembe
- Gelişmişlik Neden Rakamlara Yansımıyor - 7 Şubat 2015 Cumartesi
- İnanmazsanız Başaramazsınız! - 3 Ocak 2015 Cumartesi
- Yama Kültürü Sınırlarımızı Aştı - 14 Kasım 2014 Cuma
- Eskiye Rağbet Olsa, Bayata Nur Yağardı! - 14 Eylül 2014 Pazar
- Katılma Payı Muamması! - 4 Eylül 2014 Perşembe
- Belediyecilikte de Tekelleşme Olur mu? - 1 Ağustos 2014 Cuma
- Bu işler böyle biter mi? - 11 Ocak 2014 Cumartesi
- Komik şehir “Eskişehir” - 2 Ocak 2014 Perşembe
- Çevre Yolu Komedyası!.. - 19 Kasım 2013 Salı
- Şehir Trafiği SOS veriyor, Suçlusu Aranıyor - 14 Kasım 2013 Perşembe
- Selçuklu Vurgusu Yanlış mış? - 28 Ekim 2013 Pazartesi
- Bankaların telefon oyununa dikkat! - 14 Ekim 2013 Pazartesi
- Bu nasıl iş böyle! - 2 Ekim 2013 Çarşamba
- “Ben yaptım oldu” Mantığına İsyan - 18 Eylül 2013 Çarşamba
- Ayhan Kavas’ın “Müjde” Rahatsızlığı - 1 Ağustos 2013 Perşembe
- #konuşuptaRiskeGirmeyin - 15 Mayıs 2013 Çarşamba
- Avrupa Masalı Buraya Kadar mıydı? - 7 Nisan 2013 Pazar
- Eskişehirliye Eskişehir Haram mı? - 30 Mayıs 2012 Çarşamba
- Eski Sistem Kaka; Yeni Sistem Harika - 7 Aralık 2011 Çarşamba
- Eski’den yine garip açıklamalar - 12 Ağustos 2011 Cuma
- Çevre Yolu Hız Muamması - 25 Temmuz 2011 Pazartesi
- Kazanan Belli de, Kaybeden Kim? - 14 Haziran 2011 Salı
- Tivibu Aboneliğine Evet Demeden Önce Düşünün - 17 Mayıs 2011 Salı
- Bir varmış, bir yokmuş - 6 Kasım 2010 Cumartesi
- Yazımız Ses Getirdi! - 17 Temmuz 2010 Cumartesi
- Geri Dönüşüm Kutuları Mikrop Saçıyor - 3 Temmuz 2010 Cumartesi
- Hangisi Karınca? - 12 Şubat 2010 Cuma
- Güçlü Türkiye Önce Olmasın! - 30 Ağustos 2009 Pazar
- Sus Payı mı? - 20 Ağustos 2009 Perşembe
- YİTİRİLMİŞ(!) HAYATLAR - 2 Haziran 2009 Salı
- Seçimlerin Ardından... - 30 Mart 2009 Pazartesi
- Burası Senin Yerin!.. - 24 Mart 2009 Salı
- The Other - 10 Mart 2009 Salı
- Asfaltlara da Avrupa Standardı! - 15 Ocak 2009 Perşembe
- Eskişehir Sizsiniz!.. - 25 Aralık 2008 Perşembe
- Vatmanlar Biraz Dikkat! - 12 Kasım 2008 Çarşamba
- İsimleri Tartışıyoruz - 11 Eylül 2008 Perşembe
- Neyi Paylaşamıyorsunuz ki? - 5 Eylül 2008 Cuma
- Süperlig’de İlk Maçın Ardından - 24 Ağustos 2008 Pazar
- Süperlige Doğru ESES’te Neler Oluyor? - 20 Ağustos 2008 Çarşamba
- Halkın ekmeği ile oynamayın artık - 9 Temmuz 2008 Çarşamba
- Mucizeler Ülkesi - 27 Mayıs 2008 Salı
- Market Alışverişlerinde Dikkat! - 22 Nisan 2008 Salı
- Tesadüf mü? - 4 Mart 2008 Salı
- Özgürlük Kavgası - 15 Şubat 2008 Cuma
- Herkes Mutsuz! - 4 Şubat 2008 Pazartesi
- Bizim için önemlisiniz, sigara içmemelisiniz! - 22 Ocak 2008 Salı
- İki yüzlülük mü? - 19 Ocak 2008 Cumartesi
- Ne sıkıntılar çektik? - 17 Ocak 2008 Perşembe
- Fikir ve Emek Hırsızlığı - 10 Ocak 2008 Perşembe
- KDV İndirimi ve Uygulamalar - 2 Ocak 2008 Çarşamba
- Mithat Körler Ve Biz Eskişehirliyiz - 16 Aralık 2007 Pazar
- Hakemler Bize Karşı mı? - 22 Ekim 2007 Pazartesi
- Kalemşörler - 19 Ağustos 2007 Pazar
- Şehrin ruhu! - 2 Ağustos 2007 Perşembe
- Kurallara Uymazsan Buna Benzersin - 24 Temmuz 2007 Salı
- Demokrasi kazandı - 23 Temmuz 2007 Pazartesi
- Ticaret Odası Kimi Kandırıyor? - 20 Temmuz 2007 Cuma
- Dokunulmazlar! - 13 Temmuz 2007 Cuma
- Bağımsız Adaylık! - 9 Temmuz 2007 Pazartesi
- Allah’tan İstanbulu Yönetmiyorsunuz! - 6 Temmuz 2007 Cuma
- Bu ne perhiz! - 5 Temmuz 2007 Perşembe
- Değişim başladı - 1 Temmuz 2007 Pazar
- Eskişehir’e Eskişehirli Olmayan Adaylar - 5 Haziran 2007 Salı




