Nereye Gidiyoruz, Hani Kalkınma!..

- 16 Aralık 2015 Çarşamba
- Bu yazı 18059 kez okundu
Sevgili dostlar ülkemiz son 15 yıldır büyük bir değişim ve dönüşüm yaşamaya devam ediyor. Kimilerine göre bu, olumlu ve iyiye doğru bir değişim ve dönüşüm olarak anlaşılıp lanse edilmeye çalışılsa da bizce hiçte öyle değil. Şimdi içinizden kimileride, “elbette öyle aksini düşünmek abesle iştigal olur” diyeceklerdir. Tabii her fikir ve düşünceye tarafsız bir yorum yapabilmeliyiz. Belki o fikre saygı duymayacağız ama hiç olmazsa tahammül edebilmeliyiz. İşte bizde, Türkiye’mizin son 15 yıldır aslında bilinen bir bilinmezliğe, bir uçuruma doğru sürüklendiğini ve bu gidişe biran evvel son verilmesi gerektiğine vurgu yapmaya çalışıyoruz. Gerek, düşüncelerimizi birebir diyaloglarımızda, gerekse bu şekilde makalelerle sizlere ulaştırmaya çalışıyoruz. Yazılarımız ve fikirlerimizde her görüşteki insanı tatmin edecek ortak bir dil bulamasak bile olabildiğince gerçekleri yansıtabilmek ve dosdoğru olabilmek için Rabbimize verilmiş bir sözün sahipleri olduğumuz bilincini her zaman yüreğimizde taşımaktayız.
Şimdi gelin 15 senelik zaman sürecinde neler yaşanmış kısa ama ana hatlarıyla Türkiye’mizin halini bir inceleyelim. Sonrasında salim ve tarafsız bir kafayla kendinize bir soruverin; “Türkiye son yıllarda iyiye mi yoksa kötüye mi gidiyor?”
Kötüye gidiş 1999 sonunda başladı. Tarımımız, sanayimiz dolayısıyla ekonomimiz dışarıdan ithal bir anlayışın eline teslim edildi. Yerli, milli ve adil düzeni ellerinin tersiyle iten Türkiye insanı bu tarihten itibaren kendi kaderini dışarıdan yönlendirilen bir takım çehrelerin eline teslim etti. Tarımda kendi kendine yeten ve hatta dünya pazarında ciddi ihracat payına sahip bir konumda iken birdenbire tarım reformu adı altında kotalar konmaya başlandı. Buda yetmezmiş gibi sözde verimi arttırmak adına yerli tohumlar rafa kaldırılıp genetiği değiştirilmiş hastalıklı tohumları bu millete iyi bir şeymiş gibi sundular.
Derviş-Fischer modeli ile yönlendirilen ekonomimiz; üretmeden, faiz gelirleriyle ayakta tutulmaya başlandı. Bu modeli AKP iktidarıda aynı şekilde devam ettirdi. Kötü gidişe vatandaşın borçlarıyla başlayalım isterseniz.
2002'de 8 milyon icra dosyası vardı… 2012'de 21 milyon dosyaya ulaştı! Vatandaşın bankalara 2002'de 6.6 milyar borcu vardı… 2013 Ekim ayında 322 milyara çıktı. Kendinden önceki iktidarların 56 yılda kullandığı kaynağın 2 katını (1.617 trilyon dolar) 10 yılda kullanmasına rağmen, AKP iktidarında ortalama yıllık büyüme yüzde 4.7 oldu. Ekonomiyi sanayi yerine inşaatla büyütmeye çalışan AKP’nin büyüme verileri kalite yönünden de ciddi düzeyde gerilerde kaldı. Ekonominin can damarı olan sanayi sektörü AKP döneminde sadece yüzde 5.4 oranında büyüyebildi. Buna karşılık sanayi 1950 ve 1960’lı yıllarda yüzde 9.3, 1970’li yıllarda yüzde 6.3 ve 1980’li yıllarda yüzde 5.9 büyüdü.
2002 deki iç ve dış borç toplamımız 257 milyar lira iken 2015 itibariyle borcumuz 690 milyar liraya ulaştı maalesef. Bu rakamları bildirenler bizzat Kalkınma Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığıdır. Maalesef “Hayaldi Gerçek Oldu”…
Milletinin gerçek meselelerini dert edinmeyen ve bu meselelerin çözüm yeri olarak Batı’yı tercih eden zihniyetler eliyle koca bir medeniyet yok oluşa doğru sürüklenmeye devam ediyor maalesef. Bu zevatlar, vatandaşları açlık sınırlarında bir yaşama mahkum iken; kendileri, avanesi ve şakşakçıları sırça köşklerde, yağlı ballı hayat sürmekte ve garip ve yoksulların istek ve taleplerine kör sağır kesilmektedirler. Hem bu zevatlar çok değil daha 15-20 sene evvel Hz. Ömer misali adalet ile devlet yönetmekten, yetimin ve devletin 1 kuruşunu dahi tüketmemekten bahsedip nutuk atarlardı.
Endülüs hükümdarlarından Yahya bin Yuğan yolda Allah dostu Ebu Abdullah et-Tunsi ile karşılaşır. Hükümdar, yaşlı Allah dostuna saygıda kusur etmez. Atını durdurur, selam verir. Allah dostu, hükümdarın selamını sakin ve vakur bir tavırla karşılar. Ve hükümdar, sorar: “Ey şeyh! Bu kıyafetlerle namaz kılmam caiz midir?” Hükümdarın üzerindeki elbiseler bir servete denktir. Ebu Abdullah ise sadece güler. O’nun gülmesi hükümdarı kızdırır. Sertleşir. “Niye gülüyorsun?” der. “Anlayışının kıtlığına, nefsinden ve halinden bu kadar cahil olmana!.. Hiçbir şey sana bir leşin kanları içinde yuvarlanarak onu iğrenmeksizin yiyen, ama kirlenmesin diye de işerken bacağını havaya kaldıran bir köpekten daha çok benzeyemez. Halkın devletten gördüğü bütün zulüm, fakirlik, haksızlık ve adaletsizliklerden hesaba çekileceğin halde, sen kalkmış elbiselerini soruyorsun.” Yahya bin Yuğan, gözyaşlarına boğulur... Atından yıkılır, sadece atından değil saltanatından da... Hükümdarlığı bırakır... Evet, şeyhin cevabı çok şeyler anlatıyor anlayana...
Peygamber Efendimizin İsrail oğullarının nasıl bozulmaya başladığını şöyle anlattığı rivayet edilmektedir.
“İsrail oğulları ilk zamanlar, kötülük yapan birini görünce: "Bak arkadaş! Allah'tan kork ve bu yaptığından vazgeç! Çünkü bunu yapmak sana helal değil" diye uyarırlardı. Ertesi gün o adamı aynı vaziyette gördüklerinde ise bir daha ikaz etmez, üstelik onunla birlikte oturup kalkmaktan, yiyip içmekten çekinmezlerdi. İşte o zaman Allah (c.c) onların kalplerini birbirine benzetti. Peygamber Efendimiz bunları söylerken bir yere yaslanarak konuşuyordu. Birden doğruldu ve sözünü şöyle tamamladı. Ya siz de birbirinize iyi şeyleri tavsiye eder, birbirinizi kötülüklerden sakındırır, zalimin zulmüne engel olursunuz yahut da Allah (c.c) kalplerinizi birbirine benzetir, İsrail oğullarına lanet ettiği gibi size de lanet eder.”
Bizler mübarek kitabımız Kuran-ı Kerim’de, rabbimizin “Sen yine de öğüt ver” emrine uyarak bu satırlarda nasihat ve “Emri bil maruf, nehyi anil münker” yükümüzü üzerimizden atmaya çalışmaktayız.
Üzülerek görüyoruz ki, insanlarımız Allah’ın (c.c) hor gördüğü; yanlışı, yalanı, hırsızlığı, rüşveti, faizi, zinayı, hayasızlığı, adam kayırmayı v.b. birçok münkeri hoş görmeye yada görmemezliğe başlamış haldedir.
Hacı amca 5 vakit camide rabbine secde eder ama faiz alınıp verilmesini hoş görür. Daha önceki hükümetler çalmadı mı, çırpmadı mı? Bunlarda götürdüler ama en azından bir şeylerde yaptılar canım!.. Bu gibi sözler bir Müslümana yakışır mı? İslam coğrafyasında topyekun bir kıyım devam ederken, bu vahşetin çözüm yeri olarak NATO, BM ve AB’yi gören iktidar ve destekçileri değil 5 vakit 25 vakit alnı secdeden kalkmasa da Allah (c.c) tarafından kabul görmeyecektir.
İster istemez “Nereye gidiyoruz” demekten kendimizi alamıyoruz. Kendi helakımızı hazırlıyoruz. Şer merkezler kendilerini yormadan BOP adı verilen büyük İsrail planını bizlere uygulattırıyorlar. Batı, İslam coğrafyasını “Küçük Lokma” yapıp yutacakları gün için sabırsızlanırken, Müslüman devletlerin yöneticileri de bilerek yada bilmeyerek onların ekmeğine yağ sürmektedirler. Daha 15 sene evvel “Haçlı Birliği” dediği AB’ye dahil olmak için her türlü tavizi veren, önce AB Bakanlığı kurdurup şimdide günah çıkarır gibi Osmanlı esintileriyle milletin gazını alan zihniyetlere karşı uyanık olmak icap eder. Şuurlu olmak elzemdir. Rabbim bizlere bir an evvel uyanış nasip etsin.
Ey millet!.. Nereye Gidiyoruz!...
- Herkes doğrumu biz doğru isek? - 2 Eylül 2024 Pazartesi
- Sağlıklı Yaşam İpuçları - 9 Şubat 2024 Cuma
- Başarının en önemli formülü azim ve disiplindir - 19 Temmuz 2023 Çarşamba
- Öğütler - 24 Haziran 2023 Cumartesi
- Bioenerji Şifasının Amacı - 1 Mayıs 2023 Pazartesi
- Bioenerji nedir, nasıl faydalar sağlar? - 10 Şubat 2023 Cuma
- Negatifi Hayatınızdan Çıkarın - 4 Ocak 2023 Çarşamba
- Biyolojik alanımız ve şifa - 15 Aralık 2021 Çarşamba
- Bioenerji, Esma-ül Hüsna ve Dua - 3 Şubat 2020 Pazartesi
- Mayamız mı ekşidi? - 24 Aralık 2019 Salı
- Bioenerji ile şifalan - 6 Kasım 2018 Salı
- Vakit Değiştirme Vakti!.. - 22 Haziran 2018 Cuma
- Niyet hayır, akıbet hayır - 23 Mart 2018 Cuma
- Öldük, bittik demeden silkelenip kendimize gelelim! - 25 Ocak 2018 Perşembe
- Boş yere yaratılmadın!.. - 26 Eylül 2017 Salı
- Piknik notları ve İlkyardım - 2 Ağustos 2017 Çarşamba
- Aziz dostumun acı hayat tecrübesi - 8 Mart 2017 Çarşamba
- İŞTE ÇAY SİMİT HESABI, İŞTE EKONOMİMİZ!.. - 29 Kasım 2016 Salı
- Ne Günlere Kaldık - 21 Ekim 2016 Cuma
- İlkyardımcılara kim yardım edecek!.. - 8 Nisan 2016 Cuma
- Akıllı Adam Olmak! - 1 Mart 2016 Salı
- Nereye Gidiyoruz, Hani Kalkınma!.. - 16 Aralık 2015 Çarşamba
- Kim bu Fos Osmanlıcılar... - 28 Ekim 2015 Çarşamba
- KÖTÜ YÖNETİCİ VE DECCAL - 2 Eylül 2015 Çarşamba
- Müslümanların Helakı!.. - 14 Temmuz 2015 Salı
- Kimse yapamaz, Ak Parti yapar!.. - 22 Mayıs 2015 Cuma
- YALANCI MAĞRURLAR BİZE YABANCI - 29 Nisan 2015 Çarşamba
- Memleketi Mahveden Beceriksizler - 26 Mart 2015 Perşembe
- Kepazelik diz boyu, hangisini sayalım? - 27 Şubat 2015 Cuma
- İDEAL TOPLUM HAYAL Mİ? - 3 Ocak 2015 Cumartesi
- Dönüşen Dönüşsün, Sen Dönüşme!.. - 25 Kasım 2014 Salı
- Türkiye’nin ateşle dansı!.. - 25 Ekim 2014 Cumartesi
- Osmanlı geçinen, Aslından Kopuk Paçozlar - 17 Eylül 2014 Çarşamba
- Hayır, hayır yüz bin kere hayır!.. - 6 Ağustos 2014 Çarşamba
- İSLAM, SİYASET, YÖNETİM - 24 Haziran 2014 Salı
- Siyonizm-Türklere Karşı Yahudinin Pis Oyunları - 22 Mayıs 2014 Perşembe
- Bir Gençlik!.. - 11 Nisan 2014 Cuma
- OY’un BÜYÜK, İYİ AMA KİME OY VERELİM? - 24 Mart 2014 Pazartesi
- Ben Kimden Tarafım 2 - 28 Şubat 2014 Cuma
- 1997 ile 2014 arasında fark görebiliyor musunuz? - 29 Ocak 2014 Çarşamba
- CEMAAT, HÜKÜMET, MENFAAT - 30 Aralık 2013 Pazartesi
- YALAN YANLIŞ EĞİTİMİMİZ!.. - 26 Kasım 2013 Salı
- Kanlı Ellerin Kanlı Projesi: BOP - 30 Ekim 2013 Çarşamba
- Dünya Liderini Dinliyorum!.. - 21 Eylül 2013 Cumartesi
- Ah O Gemide Bende Olsaydım!.. - 13 Temmuz 2013 Cumartesi
- Tarlaya Neler Ektik?.. - 11 Mayıs 2013 Cumartesi
- Saptırıcı Liderler - 26 Mart 2013 Salı
- İslam’a dönen Müslümanlar - 20 Şubat 2013 Çarşamba
- Asgari Ücret ile Asgari 3 Çocuk mu? - 23 Ocak 2013 Çarşamba
- Politika Tesadüf Mü, Komplo Mu? - 26 Aralık 2012 Çarşamba
- AŞK ADAMI MI?.. KAÇIP FIRDÖNEN Mİ?.. - 19 Kasım 2012 Pazartesi
- KIYAMET NE ZAMAN? - 22 Ekim 2012 Pazartesi
- Sadıklarla olmak - 2 Ekim 2012 Salı
- Fitre ve Çay Simit Hesabı - 28 Ağustos 2012 Salı
- Canlı Müslüman İstiyoruz!.. - 24 Temmuz 2012 Salı
- Cinsi Bozuklar - 28 Haziran 2012 Perşembe
- Karakterli Müslüman!.. - 1 Haziran 2012 Cuma
- Aslından Koparılmış Protestanlar - 2 Mayıs 2012 Çarşamba
- Haktan Yana Olmak - 21 Mart 2012 Çarşamba
- Lider ve Sistem 2 - 24 Şubat 2012 Cuma
- LİDER ve SİSTEM - 4 Şubat 2012 Cumartesi
- KISSADAN HİSSE!.. - 11 Ocak 2012 Çarşamba
- Allah İçin Çalışmak!.. - 26 Aralık 2011 Pazartesi
- Cihad Ne Demek? - 10 Aralık 2011 Cumartesi
- Batı:Tek Dişi Kalmış Canavar!.. - 4 Kasım 2011 Cuma
- HAYIRLARA MOTOR, ŞERLERE FREN - 15 Ekim 2011 Cumartesi
- DEĞİŞİM : “Tekamül mü, Tahribat mı?” - 16 Eylül 2011 Cuma
- İnandığın Gibi Yaşa Türkiyem - 22 Ağustos 2011 Pazartesi
- BEN KİMDEN TARAFIM?..!.. - 25 Temmuz 2011 Pazartesi
- Bereket Dönemi "28 Haziran 1996 ile 2 Temmuz 1997" - 7 Temmuz 2011 Perşembe
- Ya Güdersin Ya Gidersin - 19 Haziran 2011 Pazar
- Seçim Sonuçları Ne Gösterdi? - 13 Haziran 2011 Pazartesi
- Seçime Doğru;"Arz-ı Mev’ud ve Horoz Dövüşü" - 10 Haziran 2011 Cuma
- Erbakan’ı Sevmek!.. Tavizi Sevmemek!.. - 6 Haziran 2011 Pazartesi
- Hedef 2023, İstanbul Ayasofya Maratonu - 1 Haziran 2011 Çarşamba
- Hayalüstü Hayaldi!.. Gerçek Oldu!.. - 25 Mayıs 2011 Çarşamba
- NE HALLERDEYİZ 2 - 19 Mayıs 2011 Perşembe
- 2.Abdülhamit, Erbakan ve Tekerrür - 11 Mayıs 2011 Çarşamba
- Hak ile Batılı karıştırmayalım 2 - 28 Nisan 2011 Perşembe
- DÜNYANIN EN BÜYÜK ADALET SARAYI - 8 Nisan 2011 Cuma
- Hak İle Batılı Karıştırmayalım - 26 Mart 2011 Cumartesi
- ORGANİK MAYAMIZ “İSLAM !..” - 17 Mart 2011 Perşembe
- DİYALOG VE TOPRAK SATIŞININ PERDE ARKASI - 6 Mart 2011 Pazar
- SUCUĞUNDA TADI KAÇTI!.. - 28 Şubat 2011 Pazartesi
- Ne Hallerdeyiz ? - 11 Şubat 2011 Cuma
- Ya AKP Olmasaydı !.. - 1 Şubat 2011 Salı