YİTİRİLMİŞ(!) HAYATLAR

- 2 Haziran 2009 Salı
- Bu yazı 15924 kez okundu
Kendimiz bildiğimizden bu yana ülkede değişmeyen konuların başında terör geliyor. Yıllardır bitmeyen ve kanayan bir yara bu hepimiz için. Ucundan kıyısından mutlaka hepimizin bir yanı kanıyor yaşananlardan dolayı.
Evet gün geliyor hiç tanımadığımız bir ananın feryadını duyuyoruz, gün oluyor beşikte babasız kalan bir bebeği görüyoruz, gün oluyor uzaktan tanıdığımız birinin acısına tanık oluyoruz. Hatta gün oluyor yakınımızdan birini kurban ediyoruz.
Evet türlü türlü senaryolar var bitmek bilmeyen bu terörün bitmemesine neden olan. Yıllardır tükenmeden kanla beslenen, kana doymayan bu terörü destekleyenler var aramızda. İçimizde birileri var bu durumdan zevk alan. Hatta bu işten belki de çıkar sağlayan.
Tüm bunları hepimiz biliyoruz. Çünkü hepimiz öyle ya da böyle etkileniyoruz bu yaşananlardan…
Çünkü biz bir türlü kendimizle barışık olmayı öğrenemedik, bir türlü geçmişimizle bir olamadık, kabullenemedik. Büyük bir ailenin parçası olduğumuzu, güçlü köklere sahip bir çok imparatorluklar kurmuş bir neslin torunları olduğumuzu da kavrayamadık. Biz aramıza ekilen nifak tohumları ile büyütüldük, içimizde bu tohumları büyüttük. Şucu yada bucu olmayı seçtik bizim gibi olmayanlara hep diş biledik. Hızımızı alamadık atalarımızı bile aynı kinle hatırladık. Kimimiz Osmanlıyı sevemedi, kimimiz Mustafa Kemal’e Atatürk soyadını yakıştıramadı. Kimi islamdan hoşnut olmadı Türk tarihinden Müslümanlığı çıkarıp atabileceğini sandı. Diğerleri orta asyadaki atalarımızı hiç tanımak istemeyip yok saydı.
Oysa bizden başka hiçbir ulusta belkide olmayan gurur duyabilecek o kadar çok şey bıraktı ki atalarımız. Orta Asyadan, Türklerin Müslümanlığı benimsediği ve Türkiye Cumhuriyetine kadar uzanan şu zaman diliminde. Öyle destansı şeyler başardılar, öylesine şeylere imza attılar ki dünyada Türk gibi kuvvetli lafını yaydılar. Çanakkale geçilmez diye emperyalistlere büyük bir tarih dersi verdiler, Fatih Sultan Mehmet Hanla bir çağı kapatıp yeni bir çağ başlattılar. Adaleti yaydılar, dünya ya örnek olacak bir hoşgörünün temsilcisi oldular.
Bunun en güzel örneğini Cezayir’de görebilirsiniz yüzlerce yıl Osmanlı hakimiyetinde kalan bu topraklarda insanların hafızalarındaki Türkler onlara zorla dillerini bile öğretmemişlerdir. Oysa yarım asır kadar bir süre burayı işgal eden Fransızlar dillerini bu insanlara zorla öğretmiş asimile etmişlerdir. Ve yine ne yazık ki ülkemizde bu hoş görünün torunlarının hoş görüsü ile hala Türkçe bilmeden yaşayan vatandaşlarımız vardır.
Bugün Almanya da Hitleri size kötüdür diye anlatacak insan bulmanız o kadar zordur diyor bir dostum. Evet diyor! Almanlar Hitlerin kötü şeyler yaptığını kabul ederler ama onu asla kötülemezler, ona asla sövmeler. Hitler ne yaptıysa Almanlar için yaptı diye kabul ederler. Evet, dostum bunları söylüyor ve ne yazık ki Türkiye de ise öyle ki Osmanlıya küfür edende, Atatürk’ü kötüleyende çok insan var. Bu geçekten çok acı diyor.
Gerçektende öyle değil mi? Biz neden bir türlü geçmişimizle barışamıyoruz, neden birbirimizle var olmayı başaramıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti evet gerçekten çok daha genç ve bir çok konuda daha yolun başında. Ama bir İngilizler devleti gibi, bir Fransızlar gibi geçmişinde kara lekeleri olan başka ulusları ve etnik kökenleri hedef alan olmadığını da hala Türkçe bilmeyen vatandaşları ile kanıtlamıyor mu? Daha nasıl özgürlük olabilir, daha nasıl eşitlik olabilir? Diye soruyorum kendime. 86 yaşında bir ülke ve kendi resmi dilini konuşmayı bilmeyen bir sürü vatandaşı var.
Bugün bu vatandaşların ne yazık ki bir bölümü devletlerine baş kaldırmak ve yüzlerce yıldır bir arada yaşadıkları insanların kanlarını dökmek için kandırabiliyorlar. Evet doğuda eksik çok şey var ama ya iç Anadolu da, egenin köylerinde, karadenizin mezralarında. Oralarda her şey güllük gülistanlık mı? Elbette değil. Hatta doğudaki bazı olanakların çoğu oralarda yok bile!
Peki neden diye soruyorum kendime? Neden bu insanlar böyle isyan etmiyor ve bizleri öldürüp de bir şeyler elde edebilecekleri gibi sapkın bir düşünceye kapılmıyorlar. Bunun yanıtını burada vermeyeceğim herkesin az çok bu konuda bir fikri ve bu soruya vereceği yanıt mutlaka olacaktır.
Bizler kan akmasın evlatlarımız boşuna heba olmasın, bebeklerimiz babasız kalmasın. İnsanlarımız ağlamasın istiyoruz. Kim ne derse desin 86 yıllık bir ülkede hala tek kelime Türkçe bilmeden yaşayan insanlar varsa o ülkenin o devletin hoş görüsünü kimsenin eleştirmeye hakkı yoktur diye bir kez de ben hatırlatayım istedim. Çünkü Fransa gibi Cezayirlilerin kanları avuçlarında olanların kısa sürede buradaki tüm insanlara Fransızcayı ana dil gibi öğretmiş olmasını ve zaman zaman bu terör örgütünü aleni olarak desteklediği ve aptal gerekçeler ortaya sererek konuşmalarındaki tezatları düşündükçe kızıyorum.
Bugün dünyada Türklere laf söyleyemeyecek geçmişi bir çok kötü anıyla dolu milletlerin karşısında bizim ulus olarak birlik olmamız gerekmekte. Bizler birlik olarak dünyaya yıkılmayacak bir güç olduğumuzu gösterebilmeliyiz. Geçmişimizle yalın bir şekilde yüzleşebilmeliyiz. Ne Orta Asyadaki atalarımız olmasa idi, ne Türkler islamla tanışmasaydı, ne Osmanlı olmasaydı, ne de Atatürk olmasaydı. Biz bugün var olamayacaktık. Yada var olacak ama farklı bir isimle yaşıyor olacaktık.
Bugün doğu anadoluda Kürtçe konuşup Türkçe bilmeyenler. Kurtuluş savaşında Atatürk olmasa ve hep birlikte mücadele etmemiş olsa idik bugün belki çatır çatır Fransızca konuşmak zorunda olacaklardı ya da İtalyanca. Ki seve seve de konuşturulardı. Cezairde, Trablusgarpta yaptıkları gibi çoluk çocuk demeden bugün PKK’nın bizim insanlarımıza yaptıkları gibi sizleri katleder ve Kürtlüğünüzü de unuttururlardı. İsyan bayrağı kaldırdığınız ve sövdüğünüz bu devlet olmasa idi daha çok şeyiniz farklı olurdu.
Yazımı buraya kadar okuyan herkese sesleniyorum tekrar. Lütfen birlik olalım. Bize bizden başka kimsenin hayrı dokunmayacak. Geçmişimizdeki kabullenemediklerimizi tekrar değerlendirelim. Atalarımızın yaptıkları her şeyi ulusumuz için yaptığını asla unutmayalım. Ailemize sahip çıkmamız gerektiği gibi şehrimize, ülkemize sahip çıkalım. Bunların şucu yada busu olmakla bir ilgisi yok. Unutmayın bugün size dokunmayan yılan yarın bir sevdiğinize dokunabilir size dokunabilir. Ki bu terör zaten hepimize dokunuyor durumda.
- Hukuk Tanımaz Tavırlar ve Sokakları Karıştırma Çabası - 24 Mart 2025 Pazartesi
- Köylünün Silosunu otel yapanlar kamusal çıkardan bahsediyor - 26 Nisan 2024 Cuma
- Son düzlükte değişim ile statükocular başa baş gidiyor - 27 Mart 2024 Çarşamba
- Belediyenin sadece kentsel dönüşüm değil, yol konusunda da karnesi kırık - 18 Mart 2024 Pazartesi
- Anketler o kadar mı kötü? Artık neden medet umacaklarını şaşırdılar - 13 Mart 2024 Çarşamba
- Neden Ünlüce olmamalı? - 13 Şubat 2024 Salı
- TOKİ’ye köstek olanlar TOKİ mağdurlarına destek oluyorlar - 5 Şubat 2024 Pazartesi
- Büyükerşen, 25 yılda 26 sözü tamamlayamadan başkanlığı bırakıyor - 12 Ocak 2024 Cuma
- Madem efsanesin, bağımsız aday ol da namın yürüsün bari!.. - 25 Aralık 2023 Pazartesi
- Ne yapacaktı Büyükerşen’e, herkesin içinde git mi diyecekti? - 17 Aralık 2023 Pazar
- Algı operasyonları anketlerle yeniden başladı - 1 Kasım 2023 Çarşamba
- 185 bin nüfuslu Linz’in tramvaylarıyla buraya kadar - 24 Ekim 2023 Salı
- Erşen değil, Engelşen (miş) - 2 Eylül 2023 Cumartesi
- Büyükerşen’in en zor seçimi olsa gerek! - 22 Ağustos 2023 Salı
- Çavuşoğlu Ak Parti’nin Büyükşehir Adayı mı? - 18 Ağustos 2023 Cuma
- Adam gibi davransaydınız da size oy verseydik!.. - 13 Ağustos 2023 Pazar
- Yerel seçimlere doğru Eskişehir’in hali.. - 8 Ağustos 2023 Salı
- Asrın seçiminde kazanan Türkiye Yüzyılı oldu - 29 Mayıs 2023 Pazartesi
- Ankara’nın Melih’i Var da Eskişehir’in Neden Olmasın - 31 Mart 2023 Cuma
- Yine aklımızla da hafızamızla da alay mı ediyorsunuz? - 26 Ocak 2023 Perşembe
- Açıklıyorum! Ben de Başkanlığa Adayım 26 Söz Veriyorum!... - 8 Eylül 2022 Perşembe
- Kendileri Kaçak Yapmaya Alışkın Olunca HER İNŞAATI KAÇAK SANIYORLAR - 4 Ağustos 2022 Perşembe
- 15 Temmuz’da Postallardan Medet Umanlara Karşı Meydandaydık - 15 Temmuz 2022 Cuma
- Eskişehir Basının Festival Sarmalı - 22 Haziran 2022 Çarşamba
- Yoga Bahane, Algı Şahane - 31 Mayıs 2022 Salı
- Yerel Medyanın Anketle İmtihanı! - 20 Mayıs 2022 Cuma
- Türktelekom’lu olmayan pişman, olan bin pişman! - 16 Nisan 2022 Cumartesi
- Bu da Nereden Çıktı! Kanalizasyon Katılım Payı İSTEDİLER - 12 Kasım 2021 Cuma
- Hamamyolu Sizin Dipsiz Kuyunuz mu? - 26 Eylül 2021 Pazar
- Karşı Olduğumuz Şey Tramvay değil, DRAMVAY - 29 Ağustos 2021 Pazar
- Kimliğinden Koparılmış Kentle TURİZM BURAYA KADAR! - 17 Ağustos 2021 Salı
- Emre Kınay’ın Sözleri ve YEREL YÖNETİM GERÇEĞİ - 4 Ağustos 2021 Çarşamba
- Bizim de İhtiyacımız Olan Böyle Projeler! - 22 Haziran 2021 Salı
- Reis Öder! - 27 Nisan 2021 Salı
- Kaskı Kafasına Takmayanın Maskesini Doğru Takmasını BEKLEME - 19 Nisan 2021 Pazartesi
- Gaziray ve Hatırlattığı Geçmiş: 8 Milyonluk FARK - 17 Mart 2021 Çarşamba
- “Yaptım ama Sor Bir Niye Yaptım” - 5 Mart 2021 Cuma
- Doktor Bu Ne? Şebeke Suyu Çay ve Yemek Yapmaya Müsait Değil mi? - 7 Şubat 2021 Pazar
- Peki Şimdi Tepebaşı Bölgesindeki Tüm Tarlalarda PREFABRİKLER Yükselirse! - 14 Ocak 2021 Perşembe
- Yol Muamması: Çevreyolu İhtiyaç mı Yoksa Sadece Hedef Şaşırtmaca mı? - 22 Aralık 2020 Salı
- Kart Akıllı Ama Uygulama İLKEL: Neden İnternetten Yükleme Yapılamıyor - 9 Nisan 2020 Perşembe
- Boş Binalar Ne Olacak ONU DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ? - 2 Nisan 2020 Perşembe
- Tülomsaş mı? 10 Santimetre Ne Kadar Önemliymiş Bir Kez Daha Düşünün.. - 6 Mart 2020 Cuma
- Canımızı Acıttın BÜYÜKŞEHİR - 4 Ekim 2019 Cuma
- Yerel İsrafa DUR DEMEYECEK MİSİNİZ? - 7 Mayıs 2019 Salı
- Asfalt Parası Yasal Zorunluluksa, KANUNLARI MI ÇİĞNİYORSUNUZ? - 17 Şubat 2019 Pazar
- Devlet Vatandaşına Tuzak Kurmaz! - 7 Ekim 2018 Pazar
- Ağustos Böceği ve Sigortası Atan Karınca MASALI - 1 Ağustos 2018 Çarşamba
- Bu Sorunun YANITI VAR MI? Asfalt Parası Alınmasın da Diyen Aynı Kişilerdi - 15 Aralık 2017 Cuma
- Bayramsa Bayramınız Mübarek Olsun (!) - 30 Ağustos 2017 Çarşamba
- Böyle Projeler Belediye Başkanlarında YOK - 22 Ağustos 2017 Salı
- Masanın Adı Beyaz da, Mavi de, Halk Da Olsa İCRAAT AYNI - 11 Ekim 2016 Salı
- Pimaşla GİDER, Ancak Bir Yere Kadar GİDER - 30 Temmuz 2016 Cumartesi
- Eskişehir’li Fikrinin Sorulmasına Alışkın Değil ki!.. - 21 Nisan 2016 Perşembe
- ETO: E(tine) T(üyüne) O(rtak mı) - 26 Ocak 2016 Salı
- Toplu Ulaşımdan Kaçan TRAFİKLE BOĞUŞUYOR - 13 Ocak 2016 Çarşamba
- 3. Üniversite Basiretsizliği: Herşey Kabak Hayaline Takıldı - 14 Ekim 2015 Çarşamba
- Sosyalmedyafobik Belediye Odunpazarı - 1 Temmuz 2015 Çarşamba
- KİMLİĞİNDEN KOPARILMIŞ ŞEHİR - 16 Nisan 2015 Perşembe
- Gelişmişlik Neden Rakamlara Yansımıyor - 7 Şubat 2015 Cumartesi
- İnanmazsanız Başaramazsınız! - 3 Ocak 2015 Cumartesi
- Yama Kültürü Sınırlarımızı Aştı - 14 Kasım 2014 Cuma
- Eskiye Rağbet Olsa, Bayata Nur Yağardı! - 14 Eylül 2014 Pazar
- Katılma Payı Muamması! - 4 Eylül 2014 Perşembe
- Belediyecilikte de Tekelleşme Olur mu? - 1 Ağustos 2014 Cuma
- Bu işler böyle biter mi? - 11 Ocak 2014 Cumartesi
- Komik şehir “Eskişehir” - 2 Ocak 2014 Perşembe
- Çevre Yolu Komedyası!.. - 19 Kasım 2013 Salı
- Şehir Trafiği SOS veriyor, Suçlusu Aranıyor - 14 Kasım 2013 Perşembe
- Selçuklu Vurgusu Yanlış mış? - 28 Ekim 2013 Pazartesi
- Bankaların telefon oyununa dikkat! - 14 Ekim 2013 Pazartesi
- Bu nasıl iş böyle! - 2 Ekim 2013 Çarşamba
- “Ben yaptım oldu” Mantığına İsyan - 18 Eylül 2013 Çarşamba
- Ayhan Kavas’ın “Müjde” Rahatsızlığı - 1 Ağustos 2013 Perşembe
- #konuşuptaRiskeGirmeyin - 15 Mayıs 2013 Çarşamba
- Avrupa Masalı Buraya Kadar mıydı? - 7 Nisan 2013 Pazar
- Eskişehirliye Eskişehir Haram mı? - 30 Mayıs 2012 Çarşamba
- Eski Sistem Kaka; Yeni Sistem Harika - 7 Aralık 2011 Çarşamba
- Eski’den yine garip açıklamalar - 12 Ağustos 2011 Cuma
- Çevre Yolu Hız Muamması - 25 Temmuz 2011 Pazartesi
- Kazanan Belli de, Kaybeden Kim? - 14 Haziran 2011 Salı
- Tivibu Aboneliğine Evet Demeden Önce Düşünün - 17 Mayıs 2011 Salı
- Bir varmış, bir yokmuş - 6 Kasım 2010 Cumartesi
- Yazımız Ses Getirdi! - 17 Temmuz 2010 Cumartesi
- Geri Dönüşüm Kutuları Mikrop Saçıyor - 3 Temmuz 2010 Cumartesi
- Hangisi Karınca? - 12 Şubat 2010 Cuma
- Güçlü Türkiye Önce Olmasın! - 30 Ağustos 2009 Pazar
- Sus Payı mı? - 20 Ağustos 2009 Perşembe
- YİTİRİLMİŞ(!) HAYATLAR - 2 Haziran 2009 Salı
- Seçimlerin Ardından... - 30 Mart 2009 Pazartesi
- Burası Senin Yerin!.. - 24 Mart 2009 Salı
- The Other - 10 Mart 2009 Salı
- Asfaltlara da Avrupa Standardı! - 15 Ocak 2009 Perşembe
- Eskişehir Sizsiniz!.. - 25 Aralık 2008 Perşembe
- Vatmanlar Biraz Dikkat! - 12 Kasım 2008 Çarşamba
- İsimleri Tartışıyoruz - 11 Eylül 2008 Perşembe
- Neyi Paylaşamıyorsunuz ki? - 5 Eylül 2008 Cuma
- Süperlig’de İlk Maçın Ardından - 24 Ağustos 2008 Pazar
- Süperlige Doğru ESES’te Neler Oluyor? - 20 Ağustos 2008 Çarşamba
- Halkın ekmeği ile oynamayın artık - 9 Temmuz 2008 Çarşamba
- Mucizeler Ülkesi - 27 Mayıs 2008 Salı
- Market Alışverişlerinde Dikkat! - 22 Nisan 2008 Salı
- Tesadüf mü? - 4 Mart 2008 Salı
- Özgürlük Kavgası - 15 Şubat 2008 Cuma
- Herkes Mutsuz! - 4 Şubat 2008 Pazartesi
- Bizim için önemlisiniz, sigara içmemelisiniz! - 22 Ocak 2008 Salı
- İki yüzlülük mü? - 19 Ocak 2008 Cumartesi
- Ne sıkıntılar çektik? - 17 Ocak 2008 Perşembe
- Fikir ve Emek Hırsızlığı - 10 Ocak 2008 Perşembe
- KDV İndirimi ve Uygulamalar - 2 Ocak 2008 Çarşamba
- Mithat Körler Ve Biz Eskişehirliyiz - 16 Aralık 2007 Pazar
- Hakemler Bize Karşı mı? - 22 Ekim 2007 Pazartesi
- Kalemşörler - 19 Ağustos 2007 Pazar
- Şehrin ruhu! - 2 Ağustos 2007 Perşembe
- Kurallara Uymazsan Buna Benzersin - 24 Temmuz 2007 Salı
- Demokrasi kazandı - 23 Temmuz 2007 Pazartesi
- Ticaret Odası Kimi Kandırıyor? - 20 Temmuz 2007 Cuma
- Dokunulmazlar! - 13 Temmuz 2007 Cuma
- Bağımsız Adaylık! - 9 Temmuz 2007 Pazartesi
- Allah’tan İstanbulu Yönetmiyorsunuz! - 6 Temmuz 2007 Cuma
- Bu ne perhiz! - 5 Temmuz 2007 Perşembe
- Değişim başladı - 1 Temmuz 2007 Pazar
- Eskişehir’e Eskişehirli Olmayan Adaylar - 5 Haziran 2007 Salı