İlkyardımcılara kim yardım edecek!..

- 8 Nisan 2016 Cuma
- Bu yazı 43086 kez okundu
Şimdi nereden çıktı bu soru diyeceksiniz birçoğunuz? Efendim, güzel ama bahtsızların yaşadığı ülkemde pek çok yanlış ve eksiklikler olduğunu biliyoruz. Bunlardan bir tanesi de benimde içinde yer aldığım ilkyardım camiasıdır. Kendisini yaşam ile ölüm arasındaki ince çizginin tam ortasına konumlandırmış, insanlarımızın hayata daha umutla tutunması için tüm gayretini ortaya koyan ilkyardım eğitmenlerinin sorunlarını ele almak istedim bu yazımda.
Türkiye’mde iş kolları ve meslek mensuplarının çalışmalarını nasıl yürüteceği ile ilgili yasalar, yönetmelik ve yönergeler yayınlanır ve uygulanması istenir. Ama bu yönetmeliklerin gerçekten uygulanabilirliği ne derece mümkündür tartışılır. Bakanlıkların üst kadrolarındaki birileri, efendim şöyle şöyle maddeler koyalım, şu şu ek maddeleri de ekleyelim diyerek bir yönetmelik ortaya çıkarırlar. Ama bu yönetmelikleri çıkaranlar bu alanda belki hiç çalışmamış kişilerdir.
Bu işi sahada uygulayanların sorunları nedir? Ne gibi zorlukları yaşarlar? Bunların hiçbir önemi yoktur onlar için. Şimdi gelelim ilkyardım eğitmenlerinin sorunlarına… Birileri bu yazımla beraber beni dışlayacaklar, birileri ise çok kızacak belki ama ben bu yükü göğüslemeye hazırım. Birileri ya devletin kanatları altında ya da yan kuruluşlarında karnı tok sırtı pek yaşarken, birilerinin neler yaşadığını ya da daha açık bir ifadeyle nasıl yaşamaya çalıştığını fark edebilsinler diye bunların dillendirilmesi gerekiyor artık.
Türkiye her geçen gün, hiç sevmediğimiz ama tespiti doğru olan şu atasözümüzün seyrinde ilerliyor ne yazık ki… “Tok açın halinden anlamaz”…
Sağlık alanında eğitim almış birini düşünelim. Ne devlette nede özel sektörde bir iş bulamamış kendisini sadece ilkyardım eğitmenliğine adamış. Aksi gibi birde ilave bir iş kolu olarak “işyeri hemşiresi, işyeri sağlık personeli” gibi bir dalda da mezun olduğu bölüm o kapsama alınmadığı için bu haktan da mahrum olmuş. İlave bir gelir kazanmasının da önü kapatılmış. Zaten handikap burada başlıyor zaten. Sen bir insana devlet olarak diyorsun ki; sağlık alanında herhangi bir lise, önlisans ya da lisans mezunu isen “ilkyardım eğitmeni” olabilirsin ama “işyeri sağlık personeli” olamazsın. Bu, mağduriyetin sadece bir boyutu. Devlet diyor ki, bir ilkyardım eğitmeni en fazla 4 ilkyardım eğitim merkezinde eğitmenlik yapabilir. Şimdi sadece ilkyardım eğitmenliğinden rızkını kazanmak durumunda olan bir kişinin durumuna bakalım. Bu eğitmen 4 yerden eğitim bekleyecek ve bu eğitimlerin birbiriyle çakışmamasını umacak. Yeri gelmişken bilmeyenler için kısa bir bilgi vermiş olalım. İlkyardım eğitimleri 2 gün toplamda 16 saat hem teorik hem de pratik olarak verilen bir eğitimdir. Bu eğitimlerde eğitmenlere günlüğü 125 ile 225 lira arası bir ücret verilir. Bu fiyat eğitmenin kalitesi ve tecrübesine ve birde eğitim merkezinin kalitesine göre değişir. Şuan ortalama 175 liradan hesaplarsak 2 günlük bir eğitimin sonunda 350 lira hak edecek eğitmen arkadaşımız. Yol ve yemek ücretini de çoğunlukla kendi cebinden harcamak durumundadır. Eğitmenimizin işi yaver gitse ve tam performans çalışabilse en fazla 8 eğitim verebilir. Ama bu çok nadir karşılaşılan bir durumdur. Ortalama olarak gerçekleşen ise 5 eğitimdir. 350 lira ile çarpınca ne yaptı 1750 lira. Bu rakamdan yol ve yemek masrafı olarak en az 250 lira düşmek lazım ki gerçek rakama ulaşalım. Kaldı 1500 lira… Bu eğitmen arkadaşımızın sadece eğitim günleri için sigortası yatırılır ki bu da bir kayıptır onun için. Hatta bu 2 günlük sigortası yatırıldı mı diye düşünmeden edemez.
Ve birde ilkyardım eğitim merkezlerinde mesul müdür olan eğitmen arkadaşlarımızın durumunu ortaya koyalım. Yönetmelikte diyor ki bir mesul müdür sadece bir eğitim merkezinde çalışabilir. Mesul müdür eğitim merkezindeki eğitimler sırasında eğitim merkezinde olmak zorunda ve denetimler sırasında denetleyicilere yardımcı olmakla mükellef. Ama bu yönetmelik öyle bir şekilde anlaşılıyor ve uygulanıyor ki tam bir komedi.
Mesul müdür sürekli eğitim merkezinde bekleyecek. Denetmenler eğitim olsa da olmasa da ne zaman eğitim merkezine gelirlerse mesul müdür hazır kıta orada onları bekliyor olacak. Onlara göre mesul müdür sınırı bekleyen asker olacak adeta. Kendisinin özel bir işi var ve merkezde bulunamayacak ise ve merkezde herhangi bir faaliyet olmasa da yerine vekaleten bir eğitmen görevlendirmek zorunda imiş. Eee merkezde eğitim yok, bir çalışma yok, yerine tutacağın eğitmen bedava durmayacak değimli. Bir mesul müdür eğitim olmadığı vakitlerde gerekirse eğitim sayısını arttırabilmek adına sahaya inebilir, müşteri kazanmak için görüşmeler yapabilir ya da mevcut müşterilerine ziyaretler yapabilir. Birde eğitim merkezi eğitim olmasa da sürekli açık olacakmış. Sanırsınız eğitim merkezi değil de devlet hastanesinin acil servisidir ilkyardım eğitim merkezleri. Hangi özel eğitim kurumu ya da başka bir meslek kolu acil bir hizmet dalı olmadığı halde ve yapacak işi olmadığı zamanlarda sürekli açık olma zorunluluğuna tabi tutulur Allah aşkına… Bitmedi birde mesul müdür eğitime sokulan ilkyardımcı adaylarının girecekleri sınavlarda bulunmak zorunda bırakılıyor yönetmelik gereği. Mesul müdür o hafta hiç eğitim olmasa da eğitim merkezinde hazır kıta bekleyecek yetmedi hafta sonuna denk gelen sınavlarda yer alacak. Bizim bilmeyip devlet büyüklerimizin bildiği bir hikmet vardır bunda canım. Bu mesul müdür arkadaşlar insanüstü varlıklar, süper güçlere sahip, susuz, uykusuz her zaman göreve hazırlar. Tıpkı komandolar gibi… İlkyardım eğitim merkezi mesul müdürü olmak zor iştir vesselam.
Bu kadar sıkıntılara düçar edilen mesul müdürler acaba ne kadar ücret ile çalıştırılıyor dersiniz? Söyleyin, söyleyiverin hadi… Duyar gibiyim, 3000, 4000 lira alıyorlardır diyorsunuz değil mi? Ne gezer efendim… İster inanın ister inanmayın 1700 ila 2600 lira arası bir ücret alırlar. Buda yine merkezden merkeze ve mesul müdür olan eğitmenin seviyesine göre değişir. Ortalama 2000 lira diyebiliriz. Mesul müdür aynı zamanda eğitimlere de iştirak eder. Yerine göre bir fabrika yerine göre bir inşaat şantiyesine eğitime gider. Ve biliyorum ki temsil ettiği eğitim merkezinin mesul müdürü olduğunu ifade etmekten haya eder, kartvizitini vermekten çekinir. Neden? Çünkü bırakın o şantiyedeki şefi, amiri düz bir işçiden bile az maaş alıyordur da ondan. Mesul müdürüm dese, “ooo hocam iyi maaş alıyorsundur sen haa” diye tepkilerle karşılaşır. Halbuki “ne sen sor ne ben söyleyeyim” der içinden ve geçiştirmeye çalışır.
İlkyardım camiasının sorunları o kadar çok ki!.. En çokta ilkyardım hocalığı harici bir iş yapmayan ve ek başka bir geliri olmayan, henüz emekli olamamış eğitmenlerin hali perişandır. Bir takım kimseler hemen karşı savlar üretecektir şimdi. Efendim başka bir iş baksın o halde. Bende onlara derim ki devlet olarak bazı düzenlemeler yapılacaksa adil ve orantılı olmasına azami dikkat edilsin. Sen birilerinin önüne engeller çıkartırken bir takım meslek gruplarına ise, her alan da iş yapabilirsiniz sınırınız yok derse bu adaletsizlik değil midir? Böyle kişilerde var sektörde… Hem ilkyardım eğitmeni, hem iş güvenliği uzmanı hem işyeri sağlık personeli hem de emekli olmuş, işleri tıkırında. Gözümüz yok Allah daha çok versin. Ama sen devlet olarak bu durumdaki eğitmene de 4 eğitim merkezinden fazla yerle çalışamazsın derken sadece ilkyardım eğitmenliği yapan arkadaşımızı da 4 merkezle sınırlarsan bu adil bir paylaşım olmaz. Adil olan bu kişilere sadece 1 merkezde eğitmenlik yaptırmak hatta hiç yaptırmamaktır. Birilerinin geliri 4000, 5000, 6000 lira olurken birileri geçim sıkıntısı çekiyor ve 1500, 2000 lira kazanmak için koşturuyorsa bunda bir gariplik var öyle değil mi?
Yine bir diğer meselede, ilkyardım sınavlarında görev yapan sağlık bakanlığı çalışanlarının tavırlarıdır. Arkadaşlar hem devletten maaş, döner sermayeden ek gelir alırlar, üstüne de sınavlarda gözeticilik yapıp bütün gün (8 saat) ders anlatmaktan sesi kısılan fedakar eğitmen arkadaşlarımızdan daha fazla bir ücreti 1, 2 saatte gözetmenlik yaparak cebe indirirler. Birde sınav aşamalarında burunlarından kıl aldırmayanları vardır. Onları hiç sormayın. Kraldan çok kralcıdır böyleleri!.. Sorsanız görev aşkından yapıyordur bunları…
İnsanımızın ne kadar bencilleştiğinin, bananeci olduğunun ve empatiden yoksun olduğunun bir göstergesidir bu yaşadıklarımız. Bu durum birçok kurumda ve sektörde yaşanıyor şu anda. Ama insanımız narkozlanmış, sömürü çarkında ezildiğinin farkında bile değil. Gerek dizilerle, gerek futbol ile gündemimiz meşgul ediliyor ve gerçeklerin farkına varamıyoruz. Büyük paraları hortumlayanlar, vergi kaçıranların affedildiği ülkemde elbette onaylamıyoruz ama ufak suçlardan dolayı insanların ocakları dağıtılıyor. Devletimiz zengine, zalime güç yetiremeyip, garibe ve mazluma güç yetirmeyi marifet bilmiş ise vay halimize… Üstat Cemil Meriç’in sözü geldi aklıma; “Adalet büyük sineklerin delip geçtiği, küçük sineklerin takılıp kaldığı bir ağ olamaz, olmamalı”.
Adalet istiyoruz, her meslek erbabına, her çalışana, önüne engeller konulmadan işini özgürce yapıp alın teri dökerek rızkını kazanmaya çalışana köstek değil destek istiyoruz. Sözün kısası, “Tok Açın Halinden Anlamaz” deyiminin yerine aziz Peygamberimizin “Komşusu açken tok yatan bizden değildir” sözünü yerleştirmek içindir bu yazımız.
Adalet istemişiz çok mu?
- Herkes doğrumu biz doğru isek? - 2 Eylül 2024 Pazartesi
- Sağlıklı Yaşam İpuçları - 9 Şubat 2024 Cuma
- Başarının en önemli formülü azim ve disiplindir - 19 Temmuz 2023 Çarşamba
- Öğütler - 24 Haziran 2023 Cumartesi
- Bioenerji Şifasının Amacı - 1 Mayıs 2023 Pazartesi
- Bioenerji nedir, nasıl faydalar sağlar? - 10 Şubat 2023 Cuma
- Negatifi Hayatınızdan Çıkarın - 4 Ocak 2023 Çarşamba
- Biyolojik alanımız ve şifa - 15 Aralık 2021 Çarşamba
- Bioenerji, Esma-ül Hüsna ve Dua - 3 Şubat 2020 Pazartesi
- Mayamız mı ekşidi? - 24 Aralık 2019 Salı
- Bioenerji ile şifalan - 6 Kasım 2018 Salı
- Vakit Değiştirme Vakti!.. - 22 Haziran 2018 Cuma
- Niyet hayır, akıbet hayır - 23 Mart 2018 Cuma
- Öldük, bittik demeden silkelenip kendimize gelelim! - 25 Ocak 2018 Perşembe
- Boş yere yaratılmadın!.. - 26 Eylül 2017 Salı
- Piknik notları ve İlkyardım - 2 Ağustos 2017 Çarşamba
- Aziz dostumun acı hayat tecrübesi - 8 Mart 2017 Çarşamba
- İŞTE ÇAY SİMİT HESABI, İŞTE EKONOMİMİZ!.. - 29 Kasım 2016 Salı
- Ne Günlere Kaldık - 21 Ekim 2016 Cuma
- İlkyardımcılara kim yardım edecek!.. - 8 Nisan 2016 Cuma
- Akıllı Adam Olmak! - 1 Mart 2016 Salı
- Nereye Gidiyoruz, Hani Kalkınma!.. - 16 Aralık 2015 Çarşamba
- Kim bu Fos Osmanlıcılar... - 28 Ekim 2015 Çarşamba
- KÖTÜ YÖNETİCİ VE DECCAL - 2 Eylül 2015 Çarşamba
- Müslümanların Helakı!.. - 14 Temmuz 2015 Salı
- Kimse yapamaz, Ak Parti yapar!.. - 22 Mayıs 2015 Cuma
- YALANCI MAĞRURLAR BİZE YABANCI - 29 Nisan 2015 Çarşamba
- Memleketi Mahveden Beceriksizler - 26 Mart 2015 Perşembe
- Kepazelik diz boyu, hangisini sayalım? - 27 Şubat 2015 Cuma
- İDEAL TOPLUM HAYAL Mİ? - 3 Ocak 2015 Cumartesi
- Dönüşen Dönüşsün, Sen Dönüşme!.. - 25 Kasım 2014 Salı
- Türkiye’nin ateşle dansı!.. - 25 Ekim 2014 Cumartesi
- Osmanlı geçinen, Aslından Kopuk Paçozlar - 17 Eylül 2014 Çarşamba
- Hayır, hayır yüz bin kere hayır!.. - 6 Ağustos 2014 Çarşamba
- İSLAM, SİYASET, YÖNETİM - 24 Haziran 2014 Salı
- Siyonizm-Türklere Karşı Yahudinin Pis Oyunları - 22 Mayıs 2014 Perşembe
- Bir Gençlik!.. - 11 Nisan 2014 Cuma
- OY’un BÜYÜK, İYİ AMA KİME OY VERELİM? - 24 Mart 2014 Pazartesi
- Ben Kimden Tarafım 2 - 28 Şubat 2014 Cuma
- 1997 ile 2014 arasında fark görebiliyor musunuz? - 29 Ocak 2014 Çarşamba
- CEMAAT, HÜKÜMET, MENFAAT - 30 Aralık 2013 Pazartesi
- YALAN YANLIŞ EĞİTİMİMİZ!.. - 26 Kasım 2013 Salı
- Kanlı Ellerin Kanlı Projesi: BOP - 30 Ekim 2013 Çarşamba
- Dünya Liderini Dinliyorum!.. - 21 Eylül 2013 Cumartesi
- Ah O Gemide Bende Olsaydım!.. - 13 Temmuz 2013 Cumartesi
- Tarlaya Neler Ektik?.. - 11 Mayıs 2013 Cumartesi
- Saptırıcı Liderler - 26 Mart 2013 Salı
- İslam’a dönen Müslümanlar - 20 Şubat 2013 Çarşamba
- Asgari Ücret ile Asgari 3 Çocuk mu? - 23 Ocak 2013 Çarşamba
- Politika Tesadüf Mü, Komplo Mu? - 26 Aralık 2012 Çarşamba
- AŞK ADAMI MI?.. KAÇIP FIRDÖNEN Mİ?.. - 19 Kasım 2012 Pazartesi
- KIYAMET NE ZAMAN? - 22 Ekim 2012 Pazartesi
- Sadıklarla olmak - 2 Ekim 2012 Salı
- Fitre ve Çay Simit Hesabı - 28 Ağustos 2012 Salı
- Canlı Müslüman İstiyoruz!.. - 24 Temmuz 2012 Salı
- Cinsi Bozuklar - 28 Haziran 2012 Perşembe
- Karakterli Müslüman!.. - 1 Haziran 2012 Cuma
- Aslından Koparılmış Protestanlar - 2 Mayıs 2012 Çarşamba
- Haktan Yana Olmak - 21 Mart 2012 Çarşamba
- Lider ve Sistem 2 - 24 Şubat 2012 Cuma
- LİDER ve SİSTEM - 4 Şubat 2012 Cumartesi
- KISSADAN HİSSE!.. - 11 Ocak 2012 Çarşamba
- Allah İçin Çalışmak!.. - 26 Aralık 2011 Pazartesi
- Cihad Ne Demek? - 10 Aralık 2011 Cumartesi
- Batı:Tek Dişi Kalmış Canavar!.. - 4 Kasım 2011 Cuma
- HAYIRLARA MOTOR, ŞERLERE FREN - 15 Ekim 2011 Cumartesi
- DEĞİŞİM : “Tekamül mü, Tahribat mı?” - 16 Eylül 2011 Cuma
- İnandığın Gibi Yaşa Türkiyem - 22 Ağustos 2011 Pazartesi
- BEN KİMDEN TARAFIM?..!.. - 25 Temmuz 2011 Pazartesi
- Bereket Dönemi "28 Haziran 1996 ile 2 Temmuz 1997" - 7 Temmuz 2011 Perşembe
- Ya Güdersin Ya Gidersin - 19 Haziran 2011 Pazar
- Seçim Sonuçları Ne Gösterdi? - 13 Haziran 2011 Pazartesi
- Seçime Doğru;"Arz-ı Mev’ud ve Horoz Dövüşü" - 10 Haziran 2011 Cuma
- Erbakan’ı Sevmek!.. Tavizi Sevmemek!.. - 6 Haziran 2011 Pazartesi
- Hedef 2023, İstanbul Ayasofya Maratonu - 1 Haziran 2011 Çarşamba
- Hayalüstü Hayaldi!.. Gerçek Oldu!.. - 25 Mayıs 2011 Çarşamba
- NE HALLERDEYİZ 2 - 19 Mayıs 2011 Perşembe
- 2.Abdülhamit, Erbakan ve Tekerrür - 11 Mayıs 2011 Çarşamba
- Hak ile Batılı karıştırmayalım 2 - 28 Nisan 2011 Perşembe
- DÜNYANIN EN BÜYÜK ADALET SARAYI - 8 Nisan 2011 Cuma
- Hak İle Batılı Karıştırmayalım - 26 Mart 2011 Cumartesi
- ORGANİK MAYAMIZ “İSLAM !..” - 17 Mart 2011 Perşembe
- DİYALOG VE TOPRAK SATIŞININ PERDE ARKASI - 6 Mart 2011 Pazar
- SUCUĞUNDA TADI KAÇTI!.. - 28 Şubat 2011 Pazartesi
- Ne Hallerdeyiz ? - 11 Şubat 2011 Cuma
- Ya AKP Olmasaydı !.. - 1 Şubat 2011 Salı